
Henüz 17'ye bile değmemiştin bize yani kız kardeşlerine ve bana beylik laflar ederken. Onca şeyi nasıl biliyordun ki? Nasıl hayrandım sana. Nasıl kıskanırdım. Ben de senin yaşında o kadar çok şey bilecektim. Senin kadar cesur ve idealist olacaktım. Ben komşu ülkelerimizi sayarken sen adını ilk defa senden duyduğum yerlerdeki kahramanları anlatırdın bana. Ben sana sen onlara hayrandın. Bolivya derdin, Vietnam derdin, Kamboçya derdin..Ülke derdin, özgürlük derdin, birgün derdin, hak derdin ama en çok eylem derdin.
Birgün çekip gittin. Bize tavsiyen, sakın arkanıza bakmayın olmuştu. Bakmayın. Önünüze bakın hep. Arkanız sizi yolunuzdan eder.Gittin ve bir daha dönmedin. İçim ezildi gidişine. Kızkardeşlerin için hayat zordu. Dimdik durmak zordu. Durdular. Dimdik bir kazıktı acıları. Yutmuşlardı. Dimdik durdular hep. Suskundular. Neler dediler, neler yaşadılar sen gittikten sonra. Ama dimdiktiler. Sen gidip bir türkü olmuştun ama onlar öylece ordaydılar, ortadaydılar.
Hepimiz kararlar almıştık senin gidişinle. Kızkardeşlerin ve sonra erkek kardeşlerin sen olmaya karar verdi. İtiraf etmeliyim ben de. Hepimiz gittik birgün. Bir daha dönmedik 15'imize, 17'mize. Erken büyüdük. Sen gidince biz büyük olduk. Saçına ak düştü kızkardeşinin.
Çocuk olmayı özlemedim sayende. Genç olduk biz seninle. Aşka meşke düşmedik. Dimdik bir acıyla yaşarken insan aşık bile olamıyordu. Herşey içimizi kanatmaya yetiyordu.Herkes için ağlayabiliyorduk. Bir kendimize ağlayamıyorduk, bir kendimize yaşayamıyorduk. Sen olmaz demiştin. Sen kendimizi unutmamızı söylemiştin. Sonra da sızılı bir türkü olmuştun. Annen duydu o türküyü ilk. Ben hayatımda böyle onur görmedim. Böyle bir güç! Altı üstü çelimsiz bir kadındı. Kırk çeşit hastalık vardı vücudunda. Ama türkü olmuştun sen ve o gecenin bir vakti başını dışarı çıkarmış rüzgara yüzünü vermişti. Rüzgar da rüzgar. Adam olanın yüzünü keserdi çelik çelik. Ona rüzgar türkünü getirmişti. O da duymuştu...
Türkü olmak kolaymış meğer. Zor olan o türküyle bir ömür yaşamak ve ardına bakmamakmış. Sen kolayı seçmiştin. Şimdi öfkeliyim sana. Hınçlıyım. Türkü olmuştun sen ve ben hiç seni söylemedim.
İçimiz her yandığında bir avuç kar soktuk ağzımıza. Kalın giyindik, Yola düştük. Ardımıza bakmadık. Herkes türkü söyledi, ağladı. Ben ne türkü söyledim ne ağladım. Yanımdakilerden ayrıldım. Kendi türkümün peşine düştüm. İçimdeki kazık hep orda öylece duruyor. Hala ağlayamıyorum. Hala aşkı beceremiyorum.
Bunları neden yazdım biliyor musun? Bir aşka yelken açtım gene. Kaç yaşıma geldim hala tökezliyorum. Sebebini düşünürken kazığı anımsadım. Ben o türküyü hiç söylemesem de o türkü benim hayatım olmuş. Bildim. Bildim. Bildim....
1 comments:
aze kim?
Post a Comment