Monday, September 19, 2011

Sanki vakit var

Gitmeleri kalmaya tercih eden biri varsa, o benim sanıyordum. Şimdi, bir beddua alıcısı gibi yapmadığım her ne varsa yaparken buluyorum kendimi. Kalmak benim işim değil derdim. Sen gidiyorsun hep ve ben hep arkada kalanı oynuyorum. Pes etmeyi sevmezdim. Hergün kırk kere pes ediyorum. Susmayı bilmezdim. Bazen öyle çok susuyorum ki, kendi sesimi unutuyorum. İç sesimle yüzleşmeyeli ne kadar oldu bilmiyorum. Ben konuşursam dinlemeyecek adam çıkmaz sanıyordum. Daha 1 kez bile dinletemedim kendimi. Herkesi konuşturmakla övünürdüm. Bir kez bile konuşmadın. Uzakları severdim, kaçıp gitmeleri de...Uzağa gitmeyi unuttum:(

Yabani bir ot idim. Ne bilirdim daracık bir odada, bir kaktüsle aynı saksıya layık görüleceğimi.

"Oy! sevmişem ben seni" mısrası beynimde toynak vuradursun. Ben aldığım tüm "ah" sahiplerinden özür dilemek hallerimi sunuyorum Taht'a..

Alem isyan olmuş, ben seninle meşgulüm. Tükürüşündür bu yüzüme. Tükürüşündür dünya...

0 comments: